...
"yarın krem rengi etek giyeceğim. hazır ol kokoşluğun nirvanasına varıcam. cumartesi de kütüphanede pejmürdeliğin dibine vurup hayatın bir sinüs dalgasından ibaret olduğunu ispatlayacağım.bekarlık çeneme vurdu :)...
geçen gün okula geldi tuluhan tekelioğlu'nun sergisi, belgeseli ve kendisi... sergiyi dolaşırken konferans salonundan biri çıktı belgesel başlıyor arkadaşlar diyerek. ne olduğumu şaştım,bir anda kendimi karanlık konferans salonunda buldum. el yordamıyla oturacak bir yer bulduktan sonra başladık belgeseli izlemeye... dedim ki iyi ki bu yanlışlık olmuş, iyi ki düşmüşüm buraya. çok sevdim belgeseli. çok samimi geldi. kadınsak hep aynıyızı da gördüm...
sen miting meydanlarında topuklu ayakkabı giyen kız hem eleştriyor hem de seviyorum seni...
Ona doğru yol alanlar ancak teveccüh nurları ile yollarını bulabilir. Madem sen bir kulsun, kulluğunla zıtlaşan bütün insani vasıflardan çık. Çık ki, Hakk’ın çağrısına icabet etmiş ve O’nun huzuruna yaklaşmış olasın. Şunu bil ki; her türlü günah ve şehvetin temeli ve kaynağı nefisten razı olmaktır. Her türlü itaat, yakaza ve iffetin kaynağı ise ondan razı olmamaktır. Bu babda şu söylendi: nefsinden razı olmayan bir cahille yoldaş olman nefsinden...
Marta bakan biliyordu geleceğini Nisana bakan görüyordu alaca renklerini Kızıl ve yeşil seherini Mayısa bakan buldu seni Ve bir bahar günü doğdun sen Bir bahar günü doğdun sen Baharın ta kendisi oldun sen...
Ruhlarımız için en lüzumlu en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek daha insanca ve insaflı olmaz mıydı?...
biliyorum sebebini bir bir biliyorumöyle kolay kendisi kurtulması söylemesi öyle kolaykolaylığından sıkılıyorumkurtulmak elimden gelmiyor turgut uyar/eski kırık bardak...
bugün tüyap'a yapı fuarına gittim. öyle "şeyler" gördüm ki, midem bulandı, aklım dağıldı, gözlerim iğrendi! hiçbiri de "yapı"yla ilgili değildi... belki de tamamen yapısaldı. kadınların kullanılmasından, kadınların bedenlerinin kullanılmasından, kadınların sömürülmesinden, kadınların çıplaklaştırılmasından nefret ediyorum, iğreniyorum, dayanamıyorum...
"Ve iz kateltüm nefsen" -ki siz bir canı katletmiştiniz- Bir paslı kutuya koydular yüreğimi Oysa ben yüreğimi hep avuçlarımda taşırdım -ki şimdi; bir kızıl mıhtır avuçlarımdaki- Kimsenin gölgesine denk düşmezdi, şaşardım Sıyıra sıyıra soydular gölgemi -ki gölgem; sırtımda çarmıhtır- Usûl buydu, duymadığım usûllerden biri Göğün yedi kat altıydı, geceydi Vuruldum, vuruluşum; fâili meçhûllerden biri Başıma iki kurşun sıkıldı sessizce Cesedim pıtıraklı...